Bu eser, erken çocukluk dönemine duyuşsal perspektiften bir bakış sunmakta ve üç ana temaya odaklanmaktadır. İlk olarak, okul öncesi çocukların matematiği sevme düzeyleri üzerinde dijital oyun destekli matematik eğitim programlarının etkisi incelenmiştir. Araştırma sonuçları, dijital oyunların matematiğe yönelik olumlu duygusal etkiler sağlasa da, nicel verilerde bu etkinin istatistiksel olarak anlamlı bulunmadığını göstermiştir. Nitel veriler ise çocukların matematiğe yönelik olumlu duygularını ve motivasyonlarını artırdığını ortaya koymuştur. İkinci olarak, erken çocuklukta müziğin gücü, tarihi süreçten başlayarak beyin gelişimindeki rolüne, sosyal ve duygusal gelişime katkılarına ve eğitimsel uygulamalara kadar geniş bir perspektifle ele alınmıştır. Müziğin çocukların yaratıcılığını, ifade yeteneklerini ve duyuşsal gelişimini desteklediği; yaratıcı müzik etkinlikleri örnekleriyle desteklenerek sunulmuştur. Üçüncü bölümde ise üstün yetenekli çocukların öz düzenleme becerileri detaylıca irdelenmiştir. Bu bölümde üstün yetenekliliğin tanımı, özellikleri ve bu çocukların duygusal, davranışsal ve bilişsel olarak kendilerini düzenleme becerileri ve karşılaştıkları zorluklar üzerinde durulmuştur. Üstün yetenekli çocukların öz düzenleme becerilerinin gelişimi, alt boyutları ve bu alanlardaki çeşitli araştırma sonuçları değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, erken çocuklukta dijital oyunlar, müzik ve öz düzenleme becerilerine yönelik doğru yaklaşımların çocukların bilişsel ve duyuşsal gelişimine olumlu katkılar yapabileceği vurgulanmıştır. Eser, erken çocukluk eğitimi alanına kapsamlı bir duyuşsal yaklaşım sunmaktadır.
This work provides a comprehensive emotional perspective on early childhood development, focusing on three primary themes. First, the impact of digital game-supported mathematics education programs on preschool children’s attitudes towards math was examined. While quantitative data showed no statistically significant effect, qualitative findings indicated that digital games positively influenced children’s emotions and motivation towards mathematics. Secondly, the power of music in early childhood was explored comprehensively, from its historical context to its role in brain development, social and emotional growth, and educational applications. Music’s role in fostering creativity, self-expression, and emotional development was highlighted through creative music activities. Lastly, the self-regulation skills of gifted children were analyzed in detail, covering definitions, characteristics, and challenges faced by these children in managing their cognitive, emotional, and behavioral regulation. The development and components of self-regulation were reviewed alongside research findings pointing to varied outcomes for gifted children. Overall, the book emphasizes that appropriately integrated digital games, music, and self-regulation strategies can significantly support cognitive and emotional development in early childhood. It offers a thorough emotional framework valuable for educators and researchers in the early childhood education field.